Ana sayfa Genel Araştırma Ötanazi Nedir? Ötanazinin Yasal Olduğu Ülkeler

Ötanazi Nedir? Ötanazinin Yasal Olduğu Ülkeler

803
0
dinde ötanazi

Ötanazi Nedir? Ötanazinin Yasal Olduğu Ülkeler başlıklı yazımızda, ötanaziye dair merak edilen konulara değineceğiz.

Ötanazi, acıyı ve ıstırabı hafifletmek için bilerek bir hayatı sona erdirme pratiğidir. Yaşamından ümit kesilen ve öleceği kesinlikle bilinen bir hastanın acısını dindirmek amacıyla, hastanın rızasıyla, doktor tarafından hasta yaşamına son verilmesi şeklinde gerçekleşen ölüm biçimidir. Türk Dil Kurumu (TDK) ötanazi kelimesini “ölme hakkı” olarak tanımlamıştır.

“Ötanazi (euthanasia)” sözcüğü doğrudan Yunancadan gelmektedir. “Eu (iyi)” ve “thanatos (ölüm)” sözcüklerinin birleşiminden oluşur ve “iyi ölüm” anlamına gelir.

Yardımlı intihar da ötanazinin bir türüdür. Bu uygulama, bir kişiyi kasten öldürmeye veya cesaretlendirmeye yönelik eylemdir. Yardımlı intiharda hasta, bir doktorun veya akrabasının yardımıyla ve öldürücü ilaç temin edilerek kendini öldürür. Bu işlem bir düzenek halinde ya da enjeksiyon yardımıyla bizzat hasta tarafından gerçekleştirilir.

Aktif ve pasif ötanazi

Aktif ötanazi” bir kişinin hayatını sona erdirmek için yapılan kasten müdahale şeklidir. Etkili dozda yatıştırıcı enjekte edilerek uygulanır.

Pasif ötanazi” ise bir kişinin hayatını sürdürmek için gerekli olan tedaviyi keserek veya geri çekerek ölümüne neden olduğunu belirtmek için kullanılır.

ötanazi nedir

ÖTANAZİ TARİHİ

Ötanazi Fikri İlk Ne Zaman Ortaya Çıkmıştır?

Ötenazi kelimesini ilk olarak, bir Roma tarihçisi olan Suetonius, Roma İmparatoru Augustus Caesar‘ın ölümünü tanımlamak için kullanmıştır.

Augustus’un ölümü “ötenazi (iyi ölüm)” olarak adlandırılmıştır, ancak günümüzdeki ötanazi uygulaması gibi yaşamına son verecek şekilde bilerek hızlandırılmamıştır.

Tarihte uygulanan hızlandırılmış ölüm için doğru terim, “pasif ölüm” anlamına gelen ortotanazidir. Bu yöntemde, hastaya tedavi uygulanmaz ve ölümü pasif formda kolaylaştırılır. Ortotanazide, öldürme eylemi uygulanmaz, ancak ölümü sağlamak için pasif eylemler mevcuttur.

Ötanazinin Tıp Tarihindeki Yeri

Eski çağlardan beri çok fazla acı çeken umutsuz hastalar için kolay ölüm yöntemleri uygulanmıştır. Ancak bu eylemler zaman zaman yasaklanmıştır (Mezopotamya‘da, Süryani hekimlerin ötanaziyi yasaklaması). Yine eski zamanlarda tedavi edilemeyen hastalar boğularak ölmeleri için Hindistan‘daki Ganj Nehri’nde atılmıştır. Eski İsrail’de bazı kitaplar, çaresiz hastaları öldürmek için buhur verildiğini yazmıştır.

Sparta‘da, engelli doğmuş erkek çocuklarına, topluma ve kendilerine yük olmamaları için ötanazi uygulanmıştır.

Antik Yunan‘da, aşırı acı çeken ve tedavi edilemez bir ölümcül hastalığı olan hastanın hekim tarafından zehirli ilaç verilerek intiharı kolaylaştırılmıştır. Platon bu konuda: “Zihinsel ve bedensel hastalıklar ölüme terk edilmeli, yaşama hakkına sahip değiller.” demiştir.

Pisagor ve öğrencileri ise, dini inançlarından dolayı, Tanrıların insanı dünyevi yaşamın koruyucusu olarak yarattığına ve kendi isteklerine göre ölmelerine izin vermediklerine inandıkları için intiharlara tamamen karşı olmuştur.

hipokrat
Hippocrates

Ötanaziye ilk itiraz, “Bunu yapmam istendiğinde kimseye zehir vermeyeceğim ve bu konuda kimseye yardım etmeyeceğim” diyen Hipokrat’tan gelmiştir.

Antik Roma‘da ise ötanazi bir suçtu ve bu eylem cinayet olarak görülüyordu. Bununla birlikte, hasta doğan bebeklerin bir gecede dışarıda bırakılarak ölüme mahkum edildiği vakalar tarihe not olarak düşülmüştür.

İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik inancında, yaşamın kutsal olduğuna ve insanın ölümüne ancak Allah’ın karar vereceğine inanıldığı için intihar ve ötanazi cinayet kabul edilmiştir.


Ötanazi Tartışmaları

Ötanazi ve ölüm tartışmalı bir konudur. Ötenazi uygulamasına destek verenler genelde insanların onurlu bir şekilde ölmelerine izin verilmesi gerektiğini savunurlar. Bu kişilere göre, insanlar ne zaman ve nasıl öleceklerine karar verebilmeli ve sevdiklerinin onların acısını görmelerine engel olabilme hakları olmalıdır. Ayrıca bazıları, ölümün özel olduğuna ve bir kişinin ölmek isteyip istemediğine devletin müdahale etmek hakkı olmadığına inanır.

Ötanazi uygulamasına karşı olanlar, bunun doktorlara çok fazla güç kazandıracağından ve ölümcül hastalıklarının araştırılmasına daha da fazla zarar verebileceğinden endişe duyar; ötanazinin doktorların ve hemşirelerin iş tanımına uymadığına inanır ve ötanazinin insan yaşamının değerini zayıflattığını düşünür. Bu kişiler, potansiyel olarak iyileşme olasılığı olan ya da önceden ötanazi kararı veren bir kişinin fikrini değiştirme ihtimalinden kaynaklanan durumlardan ötürü ötanaziye sıcak bakmamaktadır. Hatta bazıları, ötanazi kararı veren hastaların etraflarındakilere yük olmak istemedikleri için baskı altında hissederek ötanazi uygulamasıyla ölmek istediklerini öne sürmektedir.

Dünyada birçok dindar insan, kişinin ne zaman öleceğine Allah’ın karar verdiğine inandıkları ötanaziye karşıdır.

ötenazi


Ötanazi Türkiye’de Yasal mıdır?

Türkiye’de ötanazi uygulaması yasal değildir. Ancak pasif ötanaziye dair pek çok açıklama mevcuttur.

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bertil Emrah Oder, ”1998 Hasta Hakları Yönetmeliği’ne göre, sağlık müdahalesinde kişinin izni gerekiyor. Yönetmeliğin 24. maddesi ile pasif ötanazi hakkına sahipsiniz, ancak tedavi başladıktan sonra durdurma hakkınız bulunmuyor” açıklamasında bulunmuştur.

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tankut Cente ise, ”Ötanaziye izin verildiği takdirde sıkı bir devlet denetimi olmalıdır” demiştir.

Sosyal imkansızlıklar nedeniyle hastaların ölüme kolaylıkla razı olduklarını belirten Centel, tıbbın ilerlemesi sayesinde hastaların acılarının dindirilebildiğini belirtmiştir. Centel, gerekli sağlık koşullarının sağlanması durumunda hastaların ötanaziyi tercih etmediğini ifade etmiştir.


Ötanazinin Yasal Olduğu Ülkeler

Ötanazi Hollanda, Belçika, Kolombiya, Lüksemburg ve Kanada‘da yasaldır.

Hollanda ötanazi ve yardımlı intiharı yasallaştıran ilk ülkedir (Nisan 2002). Ancak ötanazi uygulaması sıkı koşullara bağlanmıştır: Hasta dayanılmaz acı çekiyor olmalı, hastalıkları tedavi edilemez olmalı ve hasta tam olarak bilinçli bir şekilde ötanazi talebinde bulunmalı.

Yardımlı intihar ise, İsviçre, Almanya, Japonya ve ABD’nin Washington, Oregon, Colorado, Vermont, Montana, Washington DC ve Kaliforniya eyaletlerinde yasaldır.

Güney Kore de, Şubat 2018’den başlayarak hem aktif hem de pasif olarak ötanazinin yasal olduğu ülkeler arasına katılmıştır.

Avustralya‘nın Victoria eyaletinde yardımlı bir ölüm planı, 2019’un ortalarında yürürlüğe girecektir.

ötenazi nedir


Stephen Hawking’in Ötanazi Hakkındaki Görüşleri

İngiliz Fizik profesörü Stephen Hawking (1942-2018), insanların istedikleri takdirde hayatlarını sonlandırma hakkına sahip olmaları gerektiğini söylemiş ancak, “Bunun büyük bir hata olacağını düşünüyorum. Hayat kötü gibi görünse de, her zaman yapabileceğiniz bir şey vardır ve başarılı olabilirsiniz. Hayat varsa, umut var.” demiştir.

Stephen Hawking
Stephen Hawking

Fakat BBC’ye verdiği bir ropörtajda: “Ben ölümcül bir hastalığı olan ve çok acı çekenlere, yaşamlarını sonlandırmayı seçmeleri ve yargılanmaktan kurtulmaları için yardım edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hayvanların acı çekmesine izin vermeyiz, o zaman neden insanların acı çekmesine izin veriyoruz?” açıklamasında bulunmuştur.


Diyanetin Ötanazi Açıklaması

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığının web sitesinde yapılan ötanazi açıklaması şu şekildedir:

İslam dinine göre, kişinin kendi canına kıyması (intihar) haramdır. Tıbbî verilere göre, yaşama ümidi kalmamış veya şiddetli acılar hisseden bir insanın, hayatına bir başkası eliyle son verdirmesi demek olan ötanazi, talepte bulunan kişi açısından intihar, bunu uygulayan açısından cinayettir.diyanet ötanazi
Kur’an-ı Kerim’de, “Ey iman edenler!… Kendinizi öldürmeyin Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. Kim düşmanlık ve haksızlık ile bunu (haram yemeyi veya öldürmeyi) yaparsa (bilsin ki) onu ateşe atacağız; bu ise Allah’a çok kolaydır.” (Nisâ, 4/29-30), “…Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Allah, bunları size düşünesiniz diye söylemektedir.” (En’am, 6/151) buyurulmuştur. Peygamberimiz (s.a.s.), acı ve sıkıntılardan dolayı ölümün temenni edilmemesini istemiştir (Buhârî, Merdâ, 19). Temennisi bile yasak olan bir işi gerçekleştirmek elbette büyük bir cürüm olur. Bu deliller de gösteriyor ki, Allah’ın emanet ettiği cana haklı bir gerekçe olmadan kıymak asla caiz değildir. Çünkü bu, hem Allah’ın koyduğu sınırları çiğnemek hem de O’nun takdirine karşı isyan anlamına gelir (Tahtâvî, Hâşiye, 602).
Çekilen dertler ve acılar, mü’minin günahları için keffarettir. Üstelik bugün, yaşamından ümit kesilen hasta için hızla gelişen tıpta yeni bir tedavi imkânının ortaya çıkması, ihtimal dışı değildir.


Kaynaklar: medicinenet, worldinfi, life.org, ntvtheguardiannhs.uk, handbookmedical, diyanet

[Toplam:5    Ortalama:4.2/5]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

*