Ana sayfa Genel Araştırma Kudüs Neden Önemlidir?

Kudüs Neden Önemlidir?

7720
0
PAYLAŞ
kudüs

Kudüs neden önemlidir diye sorulduğunda aldığımız cevaplar üç semavi din olan İslamiyetHristiyanlık ve Yahudilik için farklıdır. Oysaki tarihin en kadim şehirlerinden olan Kudüs’ün önemi, insanlık için ortaktır. Kudüs’ün ortak manevi değerini anlamak için, tarihi ve coğrafi koşullarını göz önünde bulundurarak yazımızı geniş bir çerçeveden sunmaya çalışacağız.

Arapça’da El Kuds, İbranice’de Yeruşalayim ve Batı’da Jerusalem olarak bilinen Kudüs, üç büyük dinin kutsal kabul ettiği tek şehirdir. Filistin’in orta bölgesinde bulunan ve Ortadoğu’da stratejik bir öneme sahip olan şehir, doğu ve batı olarak iki kısımdan oluşmaktadır. Ancak şehrin önemli kısmı eski Kudüs olarak bilinen Doğu Kudüs‘tür.

kudüs tarihi

Filistin ve İsrail’in başkent olarak nitelendirdiği Kudüs, eskiden Ofil Tepesinin Silvan köyüne bakan kısmında kurulmuştur. Daha sonra buradan Bizita ve Moriya Dağına yerleşilmiştir. Kudüs’te bulunan önemli yerlerden Mescidi Aksa ve Kubbetüs Sahra, Tevrat’a göre Hz. İbrâhim’in oğlu İshak’ı kurban etmek üzere götürdüğü yer olan Moriya Dağında kurulmuştur.

Şehir, Akdeniz’e yakınlığı sebebiyle verimli topraklara sahip olduğu için tarih boyunca ticaret ve etkileşimi yüksek olan bir bölgededir. Ancak yüzyıllarca, çeşitli aralıklarla yapılan işgaller, verimli topraklar için değil manevi değeri olan kutsal şehir içindir.

Kudüs’ün Tarihçesi 

Kudüs tarihinde, 2 kez yok edilen, 23 kez işgal edilen, 52 kez saldırıya uğrayan ve 44 defa ele geçirilip tekrar kurtarılan bir şehirdir.

kudüs neden önemli

Kudüs’ün ilk inşa ediliş tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Milattan önce 3000 yıllarında Kenânilerin bir kolu olan Yebusiler‘in şehre ilk hicreti yaptığı düşünülmektedir. Hz. İbrahim’in Kudüs’e hicreti Yebûsîler’in hakimiyeti döneminde gerçekleşmiştir.

Hz. İbrahim, Kudüs’te mescidi inşa etmiş ve orada namaz kılmıştır. Onu takiben oğlu İshak ve torunu Yakup da buraya yerleşmiştir. Daha sonra Kudüs şehri ve Mescidi Aksa M.Ö. 1550-1000 yılları arasında Firavunların yönetimine geçmiştir.

İsrailoğulları, Hz. Musa’nın öncülüğünde Mısır’dan çıkıp Kızıldeniz üzerinden Sina’ya gelmişler ve 40 yıl çöllerde yaşadıktan sonra Filistin topraklarına yerleşmişlerdir. Ancak İsrailoğulları, Hz. Davud zamanında Kudüs’e girebildiler. M.Ö. 993 yılında Hz. Davud, Kudüs’ü ele geçirerek başkent yapmıştır. Hz. Davud’dan sonra şehrin yönetimi oğlu Süleyman’a geçmiş ve Süleyman mescidi ikinci defa yenilemiştir. Ancak M.Ö 606- 586 yılları arasında Babilliler Kudüs’ü tahrip eder ve Babil Kralı, Tevrat’ta ilk Yahudi Tapınağı olarak geçen Hz. Süleyman’ın Tapınağını yıkar.

Hz. Ömer’in Kudüs’ü Fethi

Kudüs’ün kutsal mekanı olan Mescidi Aksa’nın ilk inşa ediliş tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak Hz. Muhammed(s.a.v)’den nakledilen hadislere göre Kabe inşa edildikten 40 sene sonra yapıldığı bilinmektedir.

Hz. Peygamberin İsra Hadisesinin gerçekleşmesinden itibaren İslam fetihleri başlamıştır. Hz. Muhammed (s.a.v), “Ziyaretler ancak üç mekâna yapılır. Mekke’deki Mescidu’l-Haram’a, Medine’deki benim bu mescidime ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya.” buyurmuştur. Bu hadisle birlikte Mescidi Aksa’nın bulunduğu Kudüs’ün Müslümanlar için önemi vurgulanmıştır.

Bizanslıların bulunduğu dönem Kudüs, Hz. Ömer tarafından 636 yılında fethedilir. Ortodoks Patriği, şehrin anahtarını Hz. Ömer’e teslim etti ve şehir alındıktan sonra orada yaşayan Hristiyanlar için bir güven fermanı yazılır.

Hz. Ömer döneminden sonra Kudüs’te Emeviler kontrol sağlamaya çalıştılar. Yaklaşık bir asır hüküm süren Emeviler’den sonra Kudüs, Abbasilerin yönetimine geçti. Abbasilerle diğer devletler arasında yaşanan anlaşmazlık sonucu Kudüs’te bir süre istikrarsızlık yaşandı. Daha sonra 1071 yılında Selçuklu hakimiyetine giren şehir, Haçlıların 88 yıllık işgaline uğradı. Ancak Eyyubi Hanedanının kurucusu olan Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü Hittin Savaşıyla fethetti. Fetihten sonra şehir yeniden restore edildi. Selahaddin Eyyubi’nin vefatından sonra Fransız Kralı Federik döneminde Kudüs tekrar ele geçirildi ve kısa aralıklarla işgaller devam etti.

kudüs neden önemlidir osmanlı
Kudüs Haritası, Osmanlı Devleti

Osmanlı Devleti, 1516’da Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferiyle birlikte Kudüs fethedildi ve şehrin ismi Kudüs-ü Şerif olarak değiştirildi. Osmanlı Devleti, bu fetihle birlikte Kudüs’e 400 sene hakim olmuştur.

Osmanlı Devleti’nin fethinden 4 asır sonra, 1917’de Kudüs’ü İngilizler almış ve İngiliz sömürüsünde Filistin’in başkenti olmuştur. Tarih 1948’i gösterdiğinde ise İsrail devleti kurulmuş ve neticesi gelmeyen Filistin – İsrail çatışmaları başlamıştır.

Üç Büyük Dinin Merkezi Kudüs

Kudüs, Yahudilikte yaklaşık 3000 yıl, Hristiyanlıkta 2000 yıl ve İslam’da ise 1400 yıldır kutsal sayılmaktadır. 2000 yılı verilere göre Kudüs’te 1204 Sinagog, 158 Kilise ve 73 Cami vardır.

kudüsün önemi

Yahudiler İçin Önemi

Kudüs, Yahudi toplumu için Hz. Davud’un şehri ele geçirmesinden itibaren kutsallaşmıştır. Yahudilerin Tevrat ve Zebur’u kapsayan kutsal kitabı Tanah’ta Kudüs, Tanrı’nın seçtiği şehir olarak geçer. Kudüs için Tanrı’nın dünyayı yaratırken güzelliği on parçaya böldüğü ve bunun dokuzunu Kudüs’e, birini ise dünyaya verdiğine inanılmaktadır.

Aynı zamanda Kudüs, Hz. Süleyman’ın ve İkinci Tapınağın bulunduğu alandır. İnanışa göre Tanrı, dünyayı yarattığı zaman tahtının altından bir parça koparıp boşluğa fırlatmıştır. Yahudiler bu taşa Even Şatiah (Nirengi Taşı) derler ve bu taşın yeryüzünde düştüğü yere Tanrı’nın Kudüs şehrini inşa etmelerini istediğine inanırlar. Onlara göre yeryüzünün merkezi bu taş ve üzerine inşa edilen Kutsal Tapınaktır.

Kudüs, Yahudilerin kıblesi olan Süleyman Mabedini içinde barındırır. Yahudiler için Mescid-i Aksa’nın hemen aşağı kısmında bulunan ve Hz. Süleyman döneminde yapılan tapınağa ait olduğuna inanılan Ağlama Duvarı yer almaktadır.

Hristiyanlar İçin Önemi

Kudüs, Hristiyanlık için büyük önem taşır. Hristiyan inancına göre Kudüs, İsa Mesih’in aracılığıyla dünyadaki Tanrı’nın varlığına eşittir. M.S. 30 yılında İmparator Tiberius döneminde Romalılar, İsa’yı Roma yasalarını çiğnemeye mahkum etmişlerdir. İsa’nın çarmıha gerilmesi ve Romalıların eliyle yapılmış olan acı, insanlığın Tanrı tarafından terk edilmesi olarak görülüyordu. Hristiyanlar tarafından Kudüs, Tanrı tarafından terk edilmiş şehir olarak görülmekte ancak bununla beraber Tanrı’nın dünyadaki kurtuluşu ve rahmetinin yeri olduğu inancı da vardır.

Hristiyan inancına göre, Hz. İsa defininden üç gün sonra, Tanrı’nın insani bir canlandırması olarak yükseldi. İsa, insanlığın günahlarının hafifletilmesi için öldü ve bunun sonucunda ölümüyle insanlık saflaştırıldı. Hristiyanlar için bu, Tanrı’nın kurtuluşu ve merhametinin nihai gösterisidir. Yeruşalim(Kudüs)’deki Hz. İsa’nın ölümü şehri kutsallaştırarak bir masumiyet, saflık ve maneviyat yeri haline getirdi.

hz. isa kudüs
Kutsal Mızrak

Buna ek olarak, Kudüs’ün tüm zamanların en kutsal eserlerinden biri olan Kutsal Mızrak’a ev sahipliği yaptığı söylenir. Kutsal Mızrak, bir Romalı askerin yoldaşlarına Hz. İsa’nın öldüğünü ispatlamak adına onun vücudunun yan tarafına sapladığı mızraktır. İnanışa göre yaradan kan ve su dökülmüş, bu da Hz. İsa’nın ilahi olduğunu kanıtlamıştı. Akan kan insanoğlunu, su ise Tanrı’yı temsil ediyordu; dolayısıyla mızrağa Tanrı tarafından dokunulmuştu.

Bazı din adamları Hz. İsa’nın son akşam yemeğinin Kudüs’te olması ve İsa’nın çarmıha gerildiği Golgotha, Hristiyanlar için önemli alanlar arasındadır. Golgotha’nın bulunduğu yerde günümüzde Kutsal Kabir Kilisesi vardır ve Hristiyanlar için bu kilise bir nevi hac alanı olarak sayılmaktadır.

Müslümanlar İçin Önemi

Kudüs, İslamiyet için çok önemli ve kutsal bir değere sahiptir. Kuranı Kerim’de Mescidi Aksa’nın çevresinin mübarek kılındığı belirtilir. İslamiyetin Mekke’de ilk tebliğ edildiği günlerde, önemli bir ibadet olan namazın Mescid-i Aksa’ya yönelerek kılınması İslam’ın ilk kıblesinin bulunduğu Kudüs şehrinin önemini açıkça göstermektedir. Ayrıca Kudüs’ün ismi Beyt-ül Makdis (Kutsal Yer) olarak da bilinir.

Hz. Muhammed (s.a.v.), İsra Hadisesi olarak bilinen olayda, bir gece Mescid-i Haram’dan, melek Cebrail tarafından getirilen Burak adlı binekle Mescidi Aksa’ya gelir. Burak’ı Yahudilerin Ağlama Duvarı olarak adlandırdıkları Burak Duvarına bağlar. Burada tüm Peygamberlere imamlık ederek namaz kılar ve sonrasında göğün farklı katlarında Adem, Yahya, İsa, Yusuf, İdris, Harun, Musa ve İbrahim peygamberlerle buluşacak şekilde göğü katederek miraca çıkar. İsra ve Mirac Hadiseleri İsra ve Necm Surelerinde geçmektedir:

“Bir gece, kendisine bazı delillerimizi gösterelim diye kulu Muhammedi, Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren O zatın şanı ne yücedir! Bütün eksikliklerden uzaktır O! Gerçekten, her şeyi işiten, her şeyi gören O’dur.” (İsra, 1)

“O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O’nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O’nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâ’da gördü. Ki, onun yanında Me’vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre’yi Allah’ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.” (Necm Suresi, 7-18)

kudüsün önemi
Burak Duvarı – Ağlama Duvarı

Kudüs Mevcut Durumu

Filistin ve İsrail Devletleri tarafından uluslararası alanda başkent olarak nitelendirilen Kudüs, 1948 yılında Birleşmiş Milletlerin (BM) paylaşım planına göre İsrail’in kurulmasından itibaren sosyal ve demografik açıdan büyük değişiklik göstermiştir.

Birleşmiş Milletler, 1947 yılında Filistin’in bölünmesini öngören bir teklifi oylamıştır. Aralarında Türkiye‘nin de olduğu 13 ülke ret oyu kullanırken 10 çekimser ve 33 kabul oyuyla bölünme planı kabul edildi. Bu bölünmeyle birlikte nüfusun yüzde 40’ından azını oluşturan, toprakların yüzde 10’undan daha azına sahip Yahudilere, Filistin’in yüzde 55’i bırakıldı. Kudüs’teki kutsal mekanların bulunduğu alanların yönetimini ise Birleşmiş Milletler’e devredildi.

kudüs neden önemli

1967 yılında İsrail Savunma Kuvvetleri’nin, İsrail’in Mısır Hava Kuvvetleri’ne karşı giriştiği saldırıyla başlayan ve altı gün süren savaşla birlikte Suriye’den Golan Tepeleri’ni ve Filistin’in Gazze Şeridi ile Batı Şeria topraklarını alan İsrail, topraklarını dört katına çıkarmıştır. Savaş sonrasında Sina Yarımadası’ndan Mısır lehine çekilen İsrail ilerleyen dönemlerde diğer toprakları egemenlık altına aldığını açıklamıştır. Bu kararları tanınmadığı gibi, İsrail’in BM Kararlarını da uygulamaması sonraki dönemde bölgede birçok sorunun kaynağını oluşturmuştur.


Kaynaklar: 1- İsam 2-Aljazeera 3-Kuranı Kerim 4-WikiZero 5-BBC 6-Mirasımız.org 7-Dergipark 8-E-Tarih 9-MiddleEast 10-KudüsBlog 11-bik.gov.tr

[Toplam:1    Ortalama:3/5]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

*