
Muharrem İnce’nin anlattığı Fevzi Çakmak ve Mustafa Kemal Atatürk arasında geçen diyalog gerçek mi?
18 Nis 2023
15:15
Sonuç
- Hikaye Eylül 2018’de Bursa Barosu Dergisi’nde yayınlanan bir makaleye dayanıyor.
- Makalede bu hikayenin 30 Ağustos 1968’deki zafer kutlamalarında Fahrettin Altay tarafından anlatıldığı belirtiliyor.
- Fahrettin Altay’ın ‘On Yıl Savaş (1912-1922) ve Sonrası’ isimli anı kitabında hikaye yer almıyor.
- Ayrıca kitapta Fahrettin Altay’ın taarruzun başladığı gün Afyonkarahisar’ın farklı bir bölgesinde, Sandıklı’da görevli olduğu ifade edilmiş.
- Ağustos 2022’de Yazar Selim Erdoğan ve Tarihçi Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan diyalogun mümkün olamayacağına dair açıklama yapmışlar.
İddia Yayılımı
Memleket Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin Babala TV Mevzular Açık Mikrofon programı 17 Nisan’da yayınlandı. İnce, programın bir kısmında Mustafa Kemal Atatürk ve Fevzi Çakmak arasında Büyük Taarruz sırasında yaşanan diyalogu anlattı.
Hikayeye göre, 26 Ağustos sabahı Büyük Taarruz başladığında yarım saat süren topçu atışı ve üzerine 10 dakika süren tahrip atışından sonra Yunan askeri kaçmaya başlıyor. Bu sırada Fevzi Çakmak ve Mustafa Kemal Atatürk arasında şu diyalog geçiyor:
Fevzi Çakmak: Kemal taarruz emrini ver. Sür askeri.
Mustafa Kemal Atatürk: Abi bekle.
Fevzi Çakmak: Kemal tarihi bir fırsat kaçırıyorsun, taarruz emrini ver.
Mustafa Kemal Atatürk: Abi bekle.
15 dakika sonra ise Yunan askeri kaçarken siperlerden saatli bombalar patlamaya başlıyor. Muharrem İnce’nin anlatısına göre, Atatürk Fevzi Çakmak söylediğinde taarruz emrini verseydi saatli bombalarla Türk askeri parçalanacaktı. Hikayenin sonunda ise Fevzi Çakmak, 30 Ağustos’tan sonra Atatürk’e ‘Seni bu milletin başına Allah mı gönderdi?’ diyor.
Anahtar kelimelerle sosyal medya taraması yapıldığında hikayenin Ağustos 2022’de de yayıldığı görülüyor.
Kanıt
Hikayenin kaynağı ‘Seni Bize Allah Mı Gönderdi Kemal?’ makalesi
İddia Avukat Sabri Tanrıkut’un Bursa Barosu Dergisi’nin Eylül 2018 tarihli 105. sayısında yayınlanan ‘Seni Bize Allah Mı Gönderdi Kemal?’ isimli makalesine dayanıyor.
Makalede Tanrıkut, hikayenin 30 Ağustos 1968’de Kocatepe’de yapılan kendisinin de katıldığı zafer kutlamalarında bizzat Fahrettin Altay tarafından anlatıldığını belirtiyor. Hikayeye göre söz konusu diyalog 26 Ağustos 1922 gününde, yani Büyük Taarruz’un başlangıç gününde gerçekleşiyor.

Hikaye Fahrettin Altay’ın anılarında yok
Avukat Tanrıkut makalesinde Fahrettin Altay’ın bu hikayeyi 30 Ağustos 1968’deki zafer kutlamalarında anlattığını belirtmiş. Ancak Fahrettin Altay’ın anılarını derlediği ve yalnızca iki sene sonra, yani 1970’te yayınlanan ‘On Yıl Savaş (1912-1922) ve Sonrası’ isimli kitabında söz konusu hikaye yer almıyor. Kitapta Büyük Taarruz’a detaylı bir şekilde yer verilmiş. Kitabın ‘Büyük Taarruz Başlıyor’ bölümünde dönemin Süvari Kolordusu Kumandası Fahrettin Altay süreci şöyle anlatıyor.
‘Taarruz 26 Ağustos’ta Afyon’un güney bölgesine baskınla başlayacak, İkinci Ordu iki kolordusunu gece yürüyüşleri ile gizlice birinci ordu emrine aktaracak. Süvari Kolordusu da (Fahrettin Altay komutasındaki) gece yürüyüşleriyle Sandıklı’ya giderek piyadelerin düşman cephesini yarmasını müteakip içeri dalarak düşmanı inhizama uğratmaya çalışacak.’

Fahrettin Altay’ın Süvari Kolordusu’nun gideceğinden bahsettiği Sandıklı, yine Afyonkarahisar’ın bir ilçesi. Ancak Mustafa Kemal Atatürk ve Fevzi Çakmak’ın bulunduğu Kocatepe’den 60 kilometre kadar uzakta yer alıyor. Dolayısıyla Fahrettin Altay’ın Büyük Taarruz’un başladığı gün Fevzi Çakmak ve Atatürk arasında geçtiği iddia edilen diyaloga şahit olma şansı yok.

Öte yandan, aynı iddia Ağustos 2022’de yayıldığında bazı uzmanlar konuya dair açıklama yapmışlar.
Cephede Milli Mücadele Serisi Yazarı Selim Erdoğan hikayeye dair şu yorumu yapmış:
‘Bugüne kadar daha saçma bir kurgu görmedim. O zamanda saatli bomba olsa bile, taarruzda metrekareye 5 kilogram bomba düşerken o saatli bomba patlamasa bile, Fahrettin Paşa o sırada 50 kilometre uzakta olmasa bile, Taarruz, topçu tahrip ateşi bitmeden, kendiliğinden başlamıştı, emirle değil!’
Tarihçi Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan ise Selim Erdoğan’ın paylaşımını alıntılayıp söz konusu diyalogun iki mareşal arasında geçemeyeceğini belirterek şunları eklemiş:
‘Taarruz planları önceden yapılır, sonra uygulamaya konur. Büyük Taarruz’unki çok çok önceleri yapılmış sonra modifiye edilmiştir. Varyasyon olur tabi ama bu sahada olur öyle tepelerden bakıp her şeyi son dakikada değiştiremezsin. Zaten Fahrettin Altay da anılarında beni rahat bırakın siz karışmayın dedim bana bozuldular der.’
Sonuç olarak, Muharrem İnce’nin Mevzular Açık Mikrofon programında anlattığı, daha önce de Avukat Sabri Tanrıkut’un hikayeleştirdiği iddia gerçeği yansıtmıyor. Hikaye Fahrettin Altay’ın hiçbir anısında yer almazken kendisinin 26 Ağustos 1922’de Büyük Taarruz’un başladığı günde, Fevzi Çakmak ve Atatürk’ün yanında olmadığı açıkça fark ediliyor.
Analizi Malumatfuruş üzerinden de okuyabilirsiniz.