Ana sayfa Genel Araştırma Asım’ın Nesli Ne Demek?

Asım’ın Nesli Ne Demek?

1007
0
mehmet akif ersoy asım

Asım’ın Nesli Ne Demek başlıklı yazımızda, İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un (20 Aralık 1873 – 27 Aralık 1936) Safahat eserinin Asım adlı bölümünde yer alan ve Çanakkale Şehitlerine şiirinde geçen Asım’ın nesli ifadesinin anlamına yer vereceğiz.

Mehmet Akif Ersoy’un Safahat kitabının 6. bölümünü oluşturan Asım; özlenen ve umutlanan ideal Türk genci olarak sembolleştirilmiştir. Asım’ın kim olduğuna yönelik bir başka rivayet ise, bahsi geçen kişinin peygamber Hz. Muhammed (sav)’in zamanında yaşamış ve ona iman etmiş olan sahabe Asım bin Sabit olduğudur. Mehmet Akif, Çanakkale Şehitlerine şiirinde geçen Asım’ın nesli ifadesiyle karakterli, ahlaklı, erdemli, bilgili; kendisinde güzel ve kahramanca özellikleri barındıran bir genç modelinden bahsetmektedir.

asım'ın nesli

Mehmet Akif Ersoy’un bahsettiği Asım, Safahat’in 6. ve son bölümünün adıdır. Şairin uzt Herkesçe bilinen Çanakkale Şehitlerine şiiri, bu eserde yer alır. 1924 yılında yayınlanmıştır. Konuşma üslubuyla ve hikaye şeklinde yazılmış bu eserde Asım, bir insanda olması gereken tüm erdemlere bürünmüş olan, duruşu ve ahlakıyla örnek bir genç olarak anlatılmıştır. Asım üzerinden Müslüman gençlik idealize edilmiş, üstat Mehmet Akif bu gençliğe “Asım’ın nesli” adını vermiştir.  Dolayısıyla, şiirde geçen Asım’ın nesli ifadesini en iyi şekilde idrak etmenin yolu, bu bölümün tamamını anlayabilmekten geçer.

Safahat’in bölümü Asım’dan bazı dizeler:


“…Bu cihetten, hani, hiç yılmasın, oğlum, gözünüz;

Sâde Garb’ın, yalınız ilmine dönsün yüzünüz.

O çocuklarla beraber, gece gündüz, didinin;

Giden üç yüz senelik ilmi sık elden edinin.

Fen diyârında sızan nâ-mütenâhî pınarı,

Hem için, hem getirin yurda o nâfi’ suları.

Aynı menba’ları ihyâ için artık burada,

Kafanız işlesin, oğlum, kanal olsun arada…”


asımın nesli kim
Mehmet Akif Ersoy

Şair Mehmet Akif Ersoy, Çanakkale Savaşı da dahil olmak üzere hiçbir savaşta bulunmamış, muharebenin yaşandığı Çanakkale’yi ve savaşa dair hiçbir fotoğrafı görmemiştir. Ona bu mısraları ve İstiklal Marşı’nı yazdıran derin tasavvur gücü, onun ne kadar büyük ve yetenekli bir şair olduğunun göstergesidir.

Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale Şehitlerine adlı şiirinde geçen Asım’ın nesli:


“O benim sun’-i bedî’im, onu çiğnetme” dedi.

Âsım’ın nesli…diyordum ya…nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

“…Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn’i,

Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…

Sen ki, İslâm’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;

Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın…Heyhât,

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…

Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,

Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber…”


Bir diğer yorumda, Mehmet Akif’in Asım olarak bahsettiği gencin peygamber zamanında yaşamış ve ona biat etmiş olan Asım bin Sabit olduğu söylenir. Asım’ın nesli olarak gösterilen örnek şahsiyetin, sahabe Asım bin Sabit’ten ilham alındığı en kuvvetli iddialardandır.

“Sen ki asımın neslinin, çiğnetme nâmusunu.

At üstünden korkunun ve gafletin kâbusunu.

Ateşler yakıp Nemrut misali, atsalar seni.

Sakın hâ! Terk etmiyesin, imanını, dinini.”

asım bin sabit

Sahabe Asım bin Sabit, İslamiyet’i yaymak için çıktığı bir seferde tuzağa düşürülüp esir edilmek istenmiştir. Ancak o teslim olmak istememiş, düşmanlarıyla mücadele ederken şu sözleri söylemiştir:

“Ben müşriklerin himayesine hayatım boyunca girmemek üzere yeminliyim. Vallahi kafirlere teslim olmam. Allah’ım durumumu Rasulullaha haberdar et.”

Sahabe Asım, şehit düşmek üzereyken şu duayı yapmıştır: “Allah’ım senin dinini korumaya çalıştım. Sen de benim cesedimi müşriklerden koru!” 

Nakledilene göre, o gün orada şehit düşen Asım’ın başını kesip karşılığında ödül almak isterler. Ancak o esnada bir arı sürüsü gelip, cesedin üzerinde kümelenir. Böylece sahabeye kimse yaklaşamaz. Akşam olunca da müthiş bir yağmur yağar. Sel suları Asım’ın cesedini bilinmeyen bir yere sürükler. Dolayısıyla düşmanları onun vücuduna el süremez.

Mehmet Akif’in İstiklal Marşı’nın sekizinci kıtasında bu sahabeden etkilendiği söylenir. Yazdığı İstiklal Marşı dizeleri, sahabenin durumuyla ilişkilendirilir.

“Ruhumun senden, İlahi,  şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.” 


Akif’in “Asım’ın Nesli Projesi”

(Bu bölüm, tarihçi Mustafa Armağan’ın, “Asım’ın Nesli Nedir” konulu “Tarih Aynası” adlı programından alınmıştır.)

1913 yılında şair Mehmet Akif Asım eseriyle oldukça karanlık bir tablo çizmiştir.

mehmet akif asım

ASIM’dan

Bana dünyâda ne yer kaldı, emîn ol, ne de yâr;

Ararım göçmek için başka zemin, başka diyâr.

Bunalan rûhuma ister bir uzun boylu sefer;

Yaşamaktan ne çıkar günlerim oldukça heder?

Bir güler çehre sezip güldüğü yoktur yüzümün;

Geceden farkını görmüş değilim gündüzümün.

Seneler var ki harâb olmadığım gün bilmem;

Gezerim abdala çıkmış gibi sersem sersem.

Sorarım kendime: Gurbette mi, hayrette miyim?

Yoklarım taşları, toprakları: İzler kan izi;

Yurdumun kan kusuyor mosmor uzanmış denizi!

Yurdu baştanbaşa vîrâneye dönmüş Türk’ün;

Dünkü şen, şâtır ocaklar yatıyor yerde bugün.

Nerde Ertuğrul’u koynunda büyütmüş obalar?

Hani Osman gibi, Orhan gibi gürbüz babalar?

Bugün artık biri yok… Hepsi masal, hepsi yalan!

Bir onulmaz yaradır, varsa yüreklerde kalan.


asımın nesli ne demek

Bu atmosfer Akif’i, “bu karanlık nasıl aşılır, nasıl yıkılır; bu günümüzü ve geleceğimizi nasıl aydınlatırız?” arayışına götürmüştür. Şair kendisinin içinde bulunduğu nesli şu dizelerle anlatmıştır:

Zerk etmediler kalbime bir damla ümîd.

Hoca, dünyâda yaşanmaz, yaşamaktan nevmîd.

Daha mektepte çocuktuk, bizi yıldırdı hayat;

Oysa hiç korku nedir bilmeyecektik, heyhat!

Neslim ürkekmiş, evet, yoktu ki ürkütmeyeni;

“Yürü oğlum!” diye teşci’ edecek yerde beni,

Diktiler karşıma bir kapkara müstakbel ki,

Öyle korkunç olamaz hortlasa devler belki!

Bana dünyâya çıkarken “batacaksın!” dediler…

Çıkmadan batmayı öğren, ne kadar saçma hüner!

Ye’si ezber bilirim, azmi yüzünden tanımam;

Okutan böyle okutmuştu, beğendin mi imam?


O neslin neden gelecekten ümidini kestiği, bundan daha güzel anlatılamazdı.

asımın nesli

Peki bunun kabahati kimde? Üstat, onu da kısaca anlatmıştır:

Bir ışık gösteren olsaydı eğer, tek bir ışık,

Biz o zulmetleri bin parça edip çıkmıştık.

İki üç yüz senedir serpemiyor bizde şebâb;

Çünkü bîçârenin âtîsine îmânı harâb.

Hissi yok, fikri bozuk, azmini dersen: Meflûc…

Hani rûhunda o haksızlığa isyan, o hurûc?

Ye’si tekfîr eden îmânıma olsun ki yemin,

Bize telkîn-i ümîd etmediler, yoksa bu din,

Yine dünyalara yaymıştı yeşil gölgesini;

Yine hakkın sesi boğmuştu dalâlin sesini.


Her şey kötüye giderken, insanlar hissizleşmişken Akif, Asım’ın Nesli Projesi’yle nasıl bir dönüşüm gerçekleşecekti? Toplumun Çanakkale öncesi durumu buydu.. Bir ümit aşısı lazımdı. Bu ümit nereden bulunacaktı?

çanakkale asker

Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı,

Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâm’ı.

Bu beyit, ümidini kaybetmiş bir neslin, asıl kaynakla buluşması gerektiğini anlatmaktadır. Peki ümitle nasıl buluşulacak?


asım

Akif, Asım eserinde bir hocayla konuşmaktadır. Hocanın Asım adında bir oğlu vardır. Mehmet Akif, Asım’ın nesliyle karanlığın aydınlanacağını söylediğinde, hoca buna pek inanmaz. Bunun üzerine şair, Asım’ın neslini küçük görmemek gerektiğini söyler; şu güzel dizelerle hocaya cevap verir:

Âsım’ın nesline münkâd olacak istikbâl.

“Peki bu Asım’ın ne fazileti vardır?” diye sorar hoca.

Ne fazîlet mi? Çocuklar koşuyor, aç çıplak,

Cebheden cebheye arslan gibi hiç durmıyarak.

Yine vardır bir ölüm korkusu arslanda bile;

Yüzgöz olmuş bu çocuklar ölümün şahsıyle!

Cebhenin her biri bir kıt’ada, etrâfı deniz;

Kara dersen daha dehşetli: Ne yol var, ne de iz.

Harekâtın görüyorsun ya, Hocam, en kolayı,

Yalın ayak Kafkas’ı tutmak, baş açık Sînâ’yı!

Yapılır zannediyorsan, bakalım, sen de soyun…

Kıt’a kapmak, köşe kapmak değil artık bu oyun.

Burada, “kıt’a kapmak oyunu” ifadesine dikkat etmek gerekiyor. Bununla Akif, Mehmetçiğin I. Dünya Savaşı’nda cepheden cepheye, kıtalar üzerinde yaptığı mücadeleyi anlatır. İşte tam burada Mehmet Akif, Çanakkale Şehitlerine şiirini döktürür.


ŞU BOĞAZ HARBİ NEDİR ?

“Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?

En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi”

diyerek Mehmetçiğin büyük atılımlarını anlatmaya başlar. Orada Mehmetçik sadece emperyalistlere ders vermekle kalmamış; aynı zamanda bu milletin ölü zannedilen tarihini de ayağa kaldırmıştır. “Bizden bir şey olmaz, biz bu büyük ülkelere karşı aciziz”, diyenlere en büyük dersi vermiştir. Bu büyük iş karşısında Akif, aşağıdaki dizelerle onları Bedir Savaşı’nı yapan sahabenin yanına yerleştirmiştir. Çünkü zaferin kazanılmaması durumunda, İslam’ın son diriliş hattı kırılacaktır.

“Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i…

Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi…”

asımın nesli projesi

Asım askerden döner, mütareke olmuştur. Asım son derece duyarlı hale gelmiştir. Ramazan günleri sokaklarda sigara içenlere ve sarhoşlara kaba kuvvet uygular. Karakolluk olur. Nasihatleri dinlemez. Bir gün Akif ona; “bu iş kaba kuvvetle olmaz. Biz bu toplumu düzelteceksek, toplumun kuruyan pınarlarına, Kuran’ın çağlayan pınarlarından akıtmamız lazım. Bunu ilimle yapacaksınız. Siz Çanakkale zaferini kazandınız. Ama ancak zafer geçti. Şimdi sorunlarımızla baş başayız. Eğer biz cehalet ve eğitim sorunlarını halledemezsek, tekrar Çanakkeleleri yaşamak kaçınılmaz olur”, der. Bundan sonra Asım Berlin’e gidecek, ilim tahsil edecek, hem kendisine hem de milletine bu ilim pınarlarının suyunu akıtacaktır.

Akif eğitim meselesini, doğrudan Çanakkale Savaşı’nın devamı olarak konumlandırır. Dolayısıyla, eğer biz eğitimin Çanakkalesini başaramazsak, I. Çanakkale yarım kalmış demektir.

Sözün özü şudur ki; Akif’in Asım’ın Nesli Projesi, eğitimin Çanakkale Zaferini kazanmak üzerine kuruludur.

safahat asım


Kaynaklar: antoloji, mehmetakifaraştırmaları, revolvy, mahmutselcuk.com, manisadenge, MustafaArmağan, hurfikir, izu

[Toplam:4    Ortalama:5/5]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

*