Ana sayfa Genel Araştırma Arakanlı Müslümanlara Uygulanan Soykırım

Arakanlı Müslümanlara Uygulanan Soykırım

6460
0
PAYLAŞ

Arakanlı müslümanlara uygulanan soykırım ile ilgili basın ve yayın organları belli bir çerçeve oluşturdular. Bu çerçeve önemli ölçüde hassasiyetlerin yoğunluğunda boğulmuş haberleri içermektedir. Haber başlıklarından içeriğine kadar, oluşturulan hep çatışma çerçevesi olmuştur. Haberlerin vurgusu Budist çetelerin yaptığı katliamlardan ileriye gidemezken, haberin muhatabına durmadan duygusal bir açıdan yaklaşılmakta, vicdani sorumluluk harekete geçirilmeye çalışılmaktadır. Gerçek nedenlerin üstünü örten bu yöntem radikalizmi beslerken, medyayı da şiddetin dili haline getirmektedir. Bu duruma günümüzün gelişen teknolojisinin bir parçası olan sosyal medyanın rolü de eklendiğinde, insan olmanın erdemli yüzü korkunç boyutlarda kararmaya başlamaktadır. Medyanın Arakan’la ilgili gerçek nedenleri belirtmeden dolaşıma koyduğu haberler, algıyı köreltmekten ve nefreti büyütmekten ileriye gidemiyor. Çok az kişinin Arakan’daki katliamın ve soykırımın sebebini soruyor olmasının nedeni budur.

Bu yazımızda yapıları ve inançları bakımından insan öldürmenin yanlış olduğuna inanan Budistleri kan dökmeye iten nedenleri inceleyeceğiz. Myanmar yönetimi tarafından organize edilen çetelerin ve radikal Budistlerin uluslararası güçlerle ilişkilerinden bahsedeceğiz. Arakan’daki soykırımın nedenlerini sorgularken, çıkar ilişkilerinin büyük güçlerin medeni vicdanını (!) nasıl körelttiğini ortaya koyacağız.

Budizm Daha Önce de Şiddetin Dini Haline Getirildi

Arakan’daki katliamın gerçek sebeplerini ortaya koymaya başlamadan, Budist rahiplerin şiddetten kaçınma ilkesini daha önce de ihlal ettiklerini belirtme ihtiyacını duyuyoruz.

Budist rahipler tarihsel süreç içerisinde de siyasal ittifaklar kurarak dini kılıç ile birleştirmişlerdir.

Tarihte rahiplerin Budist öğreti ile çelişmelerinin sebebi şiddetin kaynağı olan kralların destek ve korumalarını sağlama zorunluluğuydu. Buna karşın krallarda rahipleri meşrutiyet kaynağı olarak kullanmışlardır. Bu durum Budizmin tarihinde şiddetin çekirdeğini oluşturmuştur.

Oxford Üniversitesi’nden Alan Strathern’in aktardığına göre Sri Lanka’nın birleşmesi, 500 Budist rahibe liderlik eden bir kralın, Budist olmayan bir kralı yenip, taraftarlarını katletmesiyle mümkün olmuştur. Birmanyalı liderler de tarih boyunca Budizm adına her türlü şiddeti meşru göstermişlerdir. Japonya‘da ise bir çok samuray Zen Budist’ti; Budist öğreti bu ülkede de bir çok icraatı meşru göstermek için kullanılmıştır.


Zen Budizmi ve Japonlar

Arakan’da da Müslümanların katledilişi Budist rahiplerin siyasal iktidarlar ile ittifak kurmalarıyla başladı.

Bugün Arakan’da katliamlar ekonomik ve siyasi çıkarlardan bağımsız olmasa da, başlangıç noktasında yerli halkın iki farklı dini gruba ayrılması etkili olmuştur.

Arakanlı Müslümanların lideri konumunda bulunan Dr. Muhammed Yunus’a göre, Arakan’da 1287 yılından 1374 yılına kadar herhangi bir Burma (Myanmar) üst idaresinden bahsetmek mümkün olmamıştır. Ancak Arakanlı bazı Budist Maghlar Ava’ya (Burmanın Başkenti) gitmiş ve kendi iç işlerine müdahale etmelerini istemişlerdir. Bunun sebebi olarak, Arakan Kralı  Narameikla’nın, Afrika’dan Bengal’e kadar geniş bir bölgeye uzanan İslam’ın etkisinde kalmış olması gösterilmiştir.

Budist Maghlar’ın Ava Kralı Minkhaung’dan ısrarla ülkelerinin iç işlerine müdahale etmesini istemelerinin sonucunda Ava Kralığı Arakan’ı işgal etti. Narameikla, ülkesini Burmalıların (Ava Krallığı) eline bırakarak Bengal’e kaçtı. Ancak, 1404 yılında tahttan indirilmiş olan Arakan Kralı Narameikla, 24 yıl devam eden sürgün hayatı boyunca Bengal krallarıyla özel ilişkiler kurdu ve Süleyman Şah ismini alarak Müslüman oldu.

Süleyman Şah adını alan Narameikla ülkesine dönerek 1430 yılında Arakan İslam Devletini kurdu. Arakan İslam Devleti 1784 yılına kadar bölgeye hükmetti. Bu dönemde Arakan bir ticaret ve ilim merkezi oldu. Portekizliler ve Hollandalılar uzun yıllar Arakan ile ticaret yaptılar ve Arakan, ekonomik olarak güçlü bir hale geldi.

İngiliz İşgalinden Sonra Arakan

İngiliz İşgalinde Arakan

Burma Krallığı, Arakan İslam Devletini yıksa da bölgeye tam olarak hakim olamadı. 19. yüzyılda Arakan’ı işgal eden yeni sömürgeci güç İngiltere oldu. Arakanı iliklerine kadar sömüren ve Arakanlı Müslümanları maden ocaklarında zorla köle olarak çalıştıran İngiltere, 1948 yılında bölgeden ayrıldığında, Arakanın kaderini Burma Krallığının eline bıraktı.

Arakan’da yaşanan katliamları dünyaya duyuran İHH İnsani Yardım Vakfı’nın belirttiğine göre, daha 1942 yılında Minbya şehrinde başlayan ve sonrasında bütün Arakan’a yayılan şiddet olaylarında 150.000 Arakanlı Müslüman katledilmişti. Bu tarihi katliam sırasında vatanını terk ederek komşu ülkelere sığınan  Arakanlı Müslümanların sayısı ise bilinmemektedir.

İHH’nın Arakan Koordinatörü Said Demir’in yayınladığı Arakan Raporunda, 1942 yılında Müslümanlara karşı girişilen katliamın yaraları sarılmamışken, Müslümanların, 1947 yılında Burmalılar tarafından girişilen yeni bir saldırının hedefi oldukları belirtilmektedir.

Arakanlı Müslümanların İsyanı

1962 Darbesine kadar devam eden süreçte Müslümanlara karşı uygulanan baskı ve zulüm politikası devam etti. Bazı Müslüman guruplar Burma devletine karşı silahlı mücadele başlattılarsa da başarılı olamadılar. Müslümanların biraz güçlendiği 1954 yılında ise Burma ordusu MUSON OPERASYONU adı verdiği kanlı bir saldırı ile Müslüman güçlerini dağıttı. Aynı zamanda 1954 yılında binlerce Müslüman, direnişçilere yardım ettikleri gerekçesiyle ya katledildi ya da ülkesinden sürüldü.1959 yılında Müslümanların çoğunlukta olduğu Butidaung ve Maungdav şehirlerini ziyaret eden Burma Başbakanı Müslümanlara eşit vatandaşlık vaat edince Müslüman direnişçiler silahlarını teslim ederek Burma Devlete teslim oldular.

Özerklik Döneminden Sonra Arakan

1962 yılında askeri darbe oldu. Yeni hükümet, Arakan’da Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgeye özerklik hakkı tanıdı. Arakan’ın özerkliği, 1 Şubat 1964’te içişleri bakanlığının bünyesine alınmasına kadar müstakil bir birim olarak varlığını devam ettirdi.

1964 yılına askeri rejim, Özel Mayu Sınır İdaresi’ni de feshederek bölgeyi tekrar merkezi idarenin kontrolü altına aldı. Aynı zamanda Müslümanlara yönelik ekonomik yaptırımlar iyice sıkılaştırıldı. Daha önce kasabalar arası ticaret Müslümanların elinde iken, 1964 yılından sonra Budist Rahkinelerin kontrolüne geçti.

İnsan hakları kuruluşlarının vermiş oldukları raporlara göre, 1962-1984 yılları arasında 20.000 Arakan Müslümanı öldürüldü. Yüzlerce kadına tecavüz edildi ve Müslümanların tüm mal varlıklarına el konuldu. Devletin iletişim araçları, İslam dini ve Müslüman Arakanlılar hakkında yalan ve iftiralar yaymak için kullanıldı.

1978 yılının baharında, 200.000 Müslüman Bangladeş’e göçmek zorunda kaldı. 1990’lardan sonra Müslümanlar tekrar büyük bir kıyıma uğramış ve yine binlerce kişi 1992 yılında Bangladeş’e sığınmak zorunda bırakıldı.

Arakan’da Müslümanlar Neden Katlediliyor? 

Burma, 1989’da ulusallaşma politikası kapsamında Myanmar adını aldı. Daha sonra Arakanı Budistleştirme Programı gereği Arakan eyaletinin adı Rahkine eyaleti olarak değiştirildi.

2012 – 2013 yılları arasında Myanmar’da, çoğu Müslüman 250 kişinin ölümüne neden olan şiddet olayları yüzünden, yaklaşık 140 bin kişi yer değiştirmek durumunda kaldı. Budist çetelerin kontrolünde yaşanan bu olaylara Türkiye dışındaki ülkelerin büyük kısmı sessiz kaldı.

Dünya bir anda Arakan’da soykırım uygulandığını konuşmaya başlarken, hiç bir ülke Myanmar’a yaptırım uygulamadı. Çünkü, süper güçler dikkatlerini son yıllarda bölgeden çıkarılan yüksek rezervli petrol ve doğalgaza yoğunlaştırmıştı.

Nevzat Çiçek’in belirttiği gibi, Arakan’daki Müslümanların tıpkı Balkanlarda olduğu gibi tanıdık bir süreçten geçiyorlar.


Myanmar Petrol ve Doğalgazı Çin’e Taşınıyor

Çin Arakan topraklarında bulunan petrol ve doğalgazı kendi topraklarına aktarmaya çalışıyor. ABD ise Arakan’ın petrol ve doğalgazını borularla Bangladeş üzerinden kendi pazarlarına aktarmayı hedeflemektedir.

ABD’nin donanmasının büyük bir bölümünü bu bölgeye konuşlandırarak, Arakan petrol ve doğalgazı ile ilgili benzer hedefleri olan Çin ve Hindistan’ı kontrol altına almaya çalışmasının sebebi budur.


Myanmar’da Enerji Üretiminin Yıllara Göre Yüzdesi

Banu Avar’a göre son yıllarda sözde demokratikleşme sürecinden geçen Myanmar, sahip olduğu zengin yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla küresel güçlerin ve dev şirketlerin iştahını kabartmaktadır. Buda doğal olarak bölgede kurgulanmış olan bir çatışmanın zeminini oluşturmaktadır.

Bu sebeplere bağlı olarak, Myanmar’da uygulanan sistematik soykırımı eğer kısaca özetlersek şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Dışarıda emperyalist ülkelerin çıkar savaşı sürerken, içeride Arakanlı Müslümanlara dünyanın gözü önünde soykırım uygulanmaktadır. Buda dünyanın sessizliğini korumasının nedeni olmaktadır.

Uluslararası Raporlarla Arkan’da Uygulanan Soykırımın Bilançosu

Öncelikle Arakan’da katliamın boyutunu derinleştirenlerin 1962 Askeri Darbesini destekleyen Çin’in ve şu anki Myanmar hükümetini destekleyen ABD olduğu bilinmelidir. Tarihsel süreç içerisinde ise, Arakan’ı Burma’nın (Myanmar) insafına terk eden İngiltere olmuştur.

Obama İkinci Seçimleri Kazandığında İlk Ziyaretini Myanmar’a Yaptı

1962 Askeri Darbesinden bu yana serbest piyasa ekonomisine aç olan Myanmar, Avrasya ülkeleri, AB ve ABD için yeni bir pazar haline gelmiştir. Obama’nın ikinci seçimleri kazanmasından sonra ilk dış ziyaretini Myanmar’a yapması, ABD’nin bu pazara verdiği önemi gösteriyor.

Myanmar yönetiminin sadece Arakanlı Müslümanlara değil, 64 yerli ırkın yaşadığı, 200 farklı dil ve lehçenin  konuşulduğu ülkede, etnik ve kültürel azınlıklara baskı ve ayrımcı politikalar uygulamasına ses çıkarılmamasının başka bir açıklaması var mı?

Sonuç olarak, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin 3 Mayıs 2017’de yayınladığı raporda, 2012’den beri 168.000’den fazla Arakanlı Müslümanın Myanmar’dan kaçtığı tespit edilmiştir.

Yine  BMMYK’nin yayınladığı Güney-Doğu Asya ülkeleriyle ilgili 2016 Raporu’unda 100.000’den fazla Arakanlı Müslüman Bengladeş’e sığınmıştır.

Bu rakamlar 2014 verileriyle karşılaştırıldığında Arakanlı Müslümanlara uygulanan şiddetin boyutları ortaya çıkmaktadır. 2014 yılında Bengladeş’teki Kutuplong, Neyapare ve Lade mülteci kamplarında Birleşmiş Milletler’in resmi olarak kabul ettiği 35.000 mülteci varken, bu rakam 2016 yılında 100.000’in üzerine çıkmaktadır.

Yukarıda belirttiğimiz rakamların arasında Arakanlı Müslümanların sığındığı diğer ülkeler dahil değildir. Bütün bu süre içerisinde ise kaç kişinin öldürüldüğü bilinmemektedir.


Budistlerin Arakan Müslümanlarına İşkencesi

Yazarın Notu:

Arakan’da Müslümanların inşa ettiği evler kendilerine değil, devlete aittir. Bu evler eğer bir şekilde zarar görürse, sorumlu olarak evde oturan kişiler kabul edilmekte ve devletin evlerine zarar verdikleri gerekçesiyle 6 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaktadırlar. Bu nedenle Budist milis kuvvetler köylere saldırdığında ilk olarak evleri yakmaktadırlar. Hem evi yakılmış hemde devlete karşı suçlu duruma düşürülmüş Müslümanların eğer hala yaşıyorsa kaçmaktan başka çareleri kalmıyor.

Arakan’da yaşayan müslümanların hiçbir sosyal ve hukuki hakkı bulunmamaktadır. Hiç kimse vatandaşlık haklarından mahrum edilemez diyen BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 15. maddesine rağmen 1982’de askeri cunta tarafından çıkarılan bir kanunla yüzyıllardır bu toprakların sahibi olan Müslümanların vatandaşlık hakları ellerinden alınmıştır. Çıkarılan yeni vatandaşlık kanunuyla ulusallar kategorisinin dışında bırakılarak kendi topraklarında yabancı unsur haline getirilmişlerdir. Vatandaşlık hakları bulunmayan Müslümanların ellerinde bulunan mallara ve arazilere ise Budistler tarafından el konulmaya devam edilmektedir.


Kaynaklar:

Dünden Bugüne ArakanArakan Raporuunhcr.orgeuro-burma.euihh.org.trpeakoil.comtimeturk.combanuavar.com.trntv.com.trislamveihsan.com

[Toplam:2    Ortalama:3/5]

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

*

Spam Protection by WP-SpamFree Plugin